ANA SAYFA KİTAPLAR REFERANSLAR İLETİŞİM     

 

2019 yılında ne öğrenelim?

 

Soğan, ekmek yiyerek yaşayabilirim. Bilimden, teknolojiden bana ne diyorsanız bu yazıyı okumak için zaman ayırmayın.

 

İnternet arama motorlarından birisine girerek, “kodlama, 3D, endüstri 4.0, STEM, Android, Arduino, mikrodenetleyici, diital, elektronik” yazarsanız karşınıza binlerce site çıkar.

 

Çocuklarınıza öğretilen bilgilerin yüzde 90’ı 21. yüzyılda onlara ekonomik, sosyal bakımdan bir fayda sağlamayacaktır.

 

Dünya üzerinde 200’den fazla devlet var. Gezegende 8 milyar insan yaşamakta. Türkiye’de ise 82 milyon mevcut. Kaba bir hesapla dünyanın yüzde 1’lik kısmı bu topraklarda yaşıyor.

 

Dünya nüfusunun yüzde 1’ini oluşturmamıza rağmen toplam üretim pastasından aldığımız pay 5 kat az olup yüzde 0,2 seviyesindedir.

 

Gelişmiş ülkelerin üretip ihraç ettiği malların kilogram fiyatı 4-5 dolar iken bizim sattığımız malların kilogram fiyatı 1,2-1,3 dolar seviyesindedir. Yani katma değeri yüksek ürünler imal edip satma konusunda yeterli değiliz.

 

2019 yılı itibariyle dünyanın en değerli şirketleri teknoloji (yazılım, elektronik, robotik) sektörlerinden çıkmaktadır.

 

ABD, Finlandiya, Almanya, Fransa, İtalya, Güney Kore, İsrail, Rusya, Çin, Hindistan, Singapur, Japonya vb. gibi ülkeler hiç durmadan yeni yazılımlar, uygulamalar, teknik cihazlar üretmektedirler.

 

200 kadar üniversitemiz var. Bu okullarda çalışan 150 bin akademisyenin her biri yeni bir kitap yazsa, teknolojik ürün tasarlasa, yazılım geliştirse biz de sahnede söz sahibi olabiliriz.

 

Çocuklarınıza 5 yaşından itibaren faydalı yazılımları, elektroniği, kod yazmayı öğretmeye başlayınız. Bunun için okul yönetiminden, halk eğitim merkezlerinden, belediyelerden, kitap yayıncılarından, bilişim şirketlerinden ısrarla talepte bulununuz.

 

Evladınızın kitaplığında sadece hikaye, roman, şiir kitapları değil kodlama, robotik, uygulama üretme içerikli eserler de olsun.

 

İlkokul seviyesindeki bir çocuğun kodlama dünyasına adım atması için ilk başta 200-300 TL’lik bir kaynak yetecektir. Markalı, gereksiz bir spor ayakkabısı da bu bedelle satılmaktadır.

 

Ortaokul seviyesindeki bir çocuğun teknoloji dünyasına dalması için 400-500 TL yetecektir. Lise seviyesinde ise bu rakam 1000 TL’yi bulacaktır.

 

Kod dünyasına girmek için çok pahalı bir bilgisayara gerek yoktur. Ucuz ürün satışı yapan zincir mağazaların sunduğu düşük donanımlı bir aygıt işinizi görecektir. (Her işimi yapabildiğim bilgisayarım 10 yıllık olup kafi gelmektedir.)

Çocuklarınız bilgisayar ile sürekli olarak oyun oynarsa, film izlerse dengesi bozulacaktır. Ancak kod yazan, elektronik devre üreten çocuklar topluma uyumlu, üretken, projeci, araştırmacı olacaktır.

 

5 yaşından 25  yaşına kadar çocuklarınızın şu sitelerle ve yazılımlarla tanışmasını sağlayınız. Bu konuda negatif sözler eden sapkın kişilerin sözlerine kulak asmayınız.

 

* www.tinkercad.com (Elektronik devre kurulur. Kodlama yapılır. Arduino kart çalıştırılır. 3D yazıcı için ürün tasarlanır.)

* http://ai2.appinventor.mit.edu (Cep telefonu ve tablet için uygulama üretilebilir.)

* https://gelecegiyazanlar.turkcell.com.tr (Yazılım, kodlama ve temel elektronik bilgileri alınabilir.)

* www.youtube.com (Her türlü kodlama, yazılım, elektronik dersleri izlenebilir.)

* Arduino IDE (Devreler için kod yazılır.)

* MBlock (Bloklarla devreler için kod yazılır.)

* Electronics Workbench 5 (Elektronik devreler çalıştırılır.)

* Multisim 7-8-9-10-11-12-13... (Elektronik devreler çalıştırılır.)

* Proteus / ISIS (Elektronik devreler çalıştırılır.)

* Swish Max (Animasyon, banner, film yapılır.)

* Corel Draw (Masaüstü yayıncılık işleri yapılır.)

* Adobe Page Maker (Masaüstü yayıncılık işleri yapılır.)

* Indesign (Masaüstü yayıncılık işleri yapılır.)

* Paint Shop Pro (Resim işleme işleri yapılır.)

* PIC Simulator IDE (Mikrodenetleyiciler için kod yazılır.)

* Fusion 360 (3D yazıcı için tasarımlar yapılır.)

* Front Page (Basit web siteleri yapılır.)

* Xara 3D4 (Süslü yazılar hazırlanır.)

* MS Power Point (Sunum, afiş işleri yapılabilir.)

* MS Excel (Tablolama, hesaplama işleri yapılabilir.)

* MS Word (Metin hazırlama işleri yapılabilir.)

* Open Office Org (Metin yazma, tablo oluşturma, sunum işleri yapılabilir.)

* EKTS (Elektrik kumanda devreleri kurulur.)

* Fluid SIM (Pnömatik deneyleri kurulur.)

* Acrobat Professional (PDF dosyaları üzerinde değişiklik yapılabilir.)

 

Çocuklarınız matematik, İngilizce, fen, tarih, Türkçe, din, coğrafya, felsefe, beden eğitimi gibi dersleri okusun. Bunlara itirazımız yok. Ancak kodlama, robotik, yazılım geliştirme konularına da yer açmanın zamanı gelmiştir. Gelişmiş Batı toplumlarında veteriner, öğretmen, hekim, ekonomist vb. gibi meslek mensuplarına bile zorunlu olarak kodlama dersleri okutulmaktadır. Biz de bu sürece dahil olmalıyız. Ana okulundan itibaren her okulun uygulama/tekonoloji/kodlama/yazılım yani STEM (Science-Fen, Technology-Teknoloji, Engineering-Mühendislik ve Mathematics-Matematik) atölyeleri de olmalıdır. Yani her okul mesleki-teknik liseye dönüşmeye doğru yönelmelidir.

 

Mesleki-teknik okulları küçümseyenler, dışlayanlar yanlış yoldadır. Evlerimizdeki 50 kadar aygıtın tümü meslek lisesi mezunları tarafından üretilmektedir. Almanya’da 8.7 milyon çocuk mesleki-teknik eğitim alırken bizde ise sadece 1.7 milyon evladımız bu süreçten yararlanabilmektedir.

 

Varlıklı (elit) ailelerin çocuklarının öğrenim gördüğü tüm okullarda STEM eğitim modeline geçilmiştir. Bu her Türk vatandaşının hakkıdır. Bunları başarmak için ilk aşamada çok yüksek mali bütçelere gerek yoktur.    

 

Ali Özdemir

 

=======================================================================================

 

Peter Pan Kuşağı

Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama çocuklarımız bir süredir büyüyemiyor.
Çocukluk dönemi suni bir şekilde uzatılırken, yaratılışlarına uygun olan olgunlaşma dönemi sanki dışarıdan verilen talimatlarla erteleniyor.
Çizgi film yapımcıları, oyun üreticileri, oyuncak piyasası ve fast food’la beslenen popüler kültür çocuklar büyüyecek diye endişeli. Modern toplumun korumacı aile yaklaşımı da zihinsel ve bedensel gelişimin fersah fersah gerisinde.
Çocukluk döneminde duraklama dakikaları bu kadar çok olunca, ergenliğin uzatma dakikaları da bitmek bilmiyor hâliyle.
Ve çocukluk dönemi uzayan 25-40 yaş arasındaki yetişkinler büyümeyi reddediyor. Birçoğu evlenmek, çocuk sahibi olmak ve çalışmaktan ölesiye korkuyor.
Yaş olarak olgunlaştığı hâlde, sosyal açıdan çocuk gibi davranmaya devam eden kişilerin sahip olduğu bu davranış bozukluğuna “Peter Pan Sendromu” deniyor.

Çocuksulaştırma projesi

Peki çocukların gelişememesi, yetişkinlerin hayata yetişememesinin sebebi ne?
Sanayileşme, ekonomik gelişmeler ve insan ömrünün uzamasının da etkileri var elbette bu değişimde. Ama resmin bütününe baktığımızda, daha kötü niyetli bir plan var gibi.
John Calvin adındaki bir yazar ta 1535 yılında, “Çocuksulaştırma” projesinin, kitlelerin kolay idare edilebilmesi için yazılmış bir senaryo olduğunu söylemiş. Calvin kitabında çizgi filmlerin, insanlar biyolojik ve zihinsel gelişimlerine ket vurarak donup kalsınlar ve kolay yönetilsinler diye yapıldığını iddia ediyor.
İnanması güç gibi gelebilir ama biraz düşününce adama hak vermemek elde değil.
Çizgi filmlerle büyüyen nesiller gerçekten de bir türlü büyüyemiyor. Yetişkin insan gelecek kaygısıyla içindeki çocuğun sesine kulak kesilince, piyasa da oyunu buna göre kuruyor hâliyle.
Büyükler için hazırlanan boyama kitaplarına bakın mesela. Koca koca adamlar ve kadınlar ellerinde boya kalemleriyle stres atmaya çalışıyorlar bir süredir. Yani inanç boşluğunu doldurmak için Batı dünyası tarafından üretilen terapi kültürü de çocukluğumuza oynuyor.
İnternet siteleri basit bir konuyu anlatırken bile “bir resim, iki cümle” şeklinde akıp giden sayfalarla dolu. Çünkü McDonalds’laşmış zihinler öyle âtıl bir duruma gelmiş ki işlenmemiş hiçbir bilgiyi almıyor.
Çoğu insan durumun farkında değil veya alışmış durumda.
Yaşına uygun davranmadığı için bunalıma girenleri de birileri çıkıp “İçindeki çocuğu dinle!” diyerek teselli ediyor.

Pireler ve çocuklar

John Taylor Gatto zorunlu eğitime ateş püskürdüğü kitabında diyor ki;
“7 yaşından sonra çocuksu tavırlarına devam eden çocuklar normal değildir. 12 yaşına geldiğinde karşınızda hayatının dizginlerini kendi eline almaya hevesli, eğitim çarklarından nefret eden, tek başına sokağa çıkabilen, yüz kilometre bisiklet yolculuğu yapabilen bir birey görmüyorsanız, bir şeyleri ciddi şekilde yanlış yapıyorsunuz demektir.”
12 yaşındaki çocuk ve yüz kilometrelik bisiklet turu… Nasıl yani? Sitenin güvenliğinden dışarı çıkacak, bir de yüz kilometre gidecek! Yok öyle bir şey! Hem, eğitimin çarklarından nefret etmek nedir ya? Özel okula boşa göndermişiz seni. Yazıklar olsun sana verdiğim emeklere!
Pardon, araya iç sesim girdi. Ben yazıya devam ediyorum.
Bir grup bilim adamı derin bir kaba bir sürü pire koymuşlar. Yaklaşık 2 dakika içinde bütün pireler zıplayıp dışarı atlamış.
Daha sonra deneyi tekrarlayıp, bu sefer üzerlerine bir kapak örtmüşler. Zıplayan pireler kapağa çarpa çarpa çok fazla zıplamamaları gerektiğini öğrenmişler.
Ve kapağı açtıklarında hiçbirisi dışarı atlamamış.
İçeride boyama yapıp, dizi seyretmişler bol bol!..

Son bir soru

Acaba Fatih Sultan Mehmet çocukluğunda bolca hamburger yiyip çizgi film seyretseydi, biz şimdi Aziz İstanbul’a bir tepeden bakıyor olur muyduk?
Sorunun cevabı için, Fatih'in İstanbul’u fethettiği yaştakilere bakın. Hepsi PUBG oynuyor.
Heyhat!

Salih Uyan
 

 

=======================================================================================

 

Endüstri 4.0 ve eğitim

İlk olarak 2011 yılında Almanya Hannover Fuarı'nda kullanıldı. Almanya'da gündeme gelen Endüstri 4.0 da bu çağın en önemli ekonomi stratejisinin adıdır.

İçerik olarak; endüstri 4.0 temel olarak Bilişim Teknolojileri ile Endüstriyi bir araya getirmeyi hedefliyor. Ana bileşenlerinden ilki Yeni Nesil Yazılım ve Donanım, yani bugünün klâsik donanımlarından farklı olarak düşük maliyetli, az yer kaplayan, az enerji harcayan, az ısı üreten, ancak bir o kadar da yüksek güvenilirlikte çalışan donanımlar ve bu donanımları çalıştıracak işletim ve yazılım sistemlerinin kaynak ve bellek kullanımı açısından tutumlu olması hedefleyen yeni nesil üretim kavramıdır.

Endüstri 4.0 stratejisi tüm dünyanın üzerine konuştuğu ve ülkelerin hızla uyum sağlamaya çalıştığı yeni ekonomi üretim aracıdır.

Şimdi bunun eğitimle ne alakası var diyebilirsiniz. Ya da bunun neresi hayati diyebilirsiniz. Anlatayım; günümüzde ülkelerin gelişmişliği yüksek teknoloji üretimi ve bu teknolojiyi patent altına alıp pazarlaması ile ilgilidir. Size bir rakam vereyim; 2013 yılında Türkiye 1.244 patent yaparken Çin 800 bin, Japonya 197 bin patent yapmış, aynı yıl katma değeri yüksek teknoloji ihracatı Türkiye’nin 2.2 milyar dolar iken G.Kore’nin 130 milyar dolar, Çin’in 560 milyar dolar olmuş.

İşte tam bahsettiğimiz bu, eğer Türkiye olarak endüstri 4.0’a uyum sağlayamazsak maalesef küresel dünyada söz sahibi olmamız mümkün görünmüyor.
 

2023 HEDEFLERİ İÇİN TEK ÇARE EĞİTİMDE DEĞİŞİMDİR
İşte bu yüzden eğitim diyorum. Eğitim derken yukarıdaki sisteme göre düşünecek, üretecek, yaratacak bireylerin yetiştirilmesinden bahsediyorum. Bugünkü eğitim sistemimizin bunu yapma ihtimali var mı? Pek mümkün değil. İşte biz yukarıda tanımladığımız endüstri 4.0’ı ıskalamamak adına eğitimimizde herşeyi yeniden yapılandırmak zorundayız. Peki bu yeni eğitim ne derseniz; bunun cevabı çok basit, bugün ne yapıyorsak onların tersini yaptığımız zaman doğruyu yapmış olacağız.

Beceri temelli, problem çözme becerisine sahip, yazılım yapan, kodlama bilen, araç yapabilen, üretim odaklı düşünen, yaratıcı, girişimci gençler yetiştirmemiz gerekiyor. Bu konuda size salık vereceğim çok önemli bir kaynak var. Sizden ricam lütfen Prof. Dr. Daron Acemoğlu’nun geçtiğimiz yıl yayınlanan makalesini okuyun. Hoca diyor ki “kalkınmak istiyorsanız 30 yaşın altına fırsat yaratın.

Gelişmiş ülkeler zenginliklerini bu yaş grubunun üretkenliğine borçlu, yeni ekonomi bu yaş aralığında dönüyor.” Ha bir de bunun için bize fen ve teknoloji liseleri lazım bence hemen bu okullara bakın ne dediğimi anlarsınız.

Turgay Polat